Doç. Dr. Gökhan Demirayak | Serviks Prekanseröz Lezyonları

Gestasyonel Trofoblastik Tümörler

Gestasyonel trofoblastik tümörler; gebelik sonrası gelişebilen, trofoblast hücrelerinden kaynaklanan nadir tümörlerdir. Bu içerikte mol hidatiform, invaziv mol, koryokarsinom ve plasental site tümörün tanı, beta-HCG izlemi ve tedavi prensipleri ele alınmaktadır.

 

 

Gestasyonel trofoblastik tümörler (GTT), hamilelik sırasında veya sonrasında gelişen nadir ancak önemli tümörlerdir. Bu tümörler, rahim içindeki trofoblast hücrelerinden kaynaklanır; trofoblast hücreleri, plasentanın oluşumunda rol oynar. GTT’ler, normal gebelik süreçlerinden kaynaklanabilecek çeşitli anormal durumları içerir.

Bir türü olan molar gebelik, plasenta dokusunun anormal bir şekilde büyümesi ile karakterizedir. Molar gebelik, tamamen molar ve parçalı molar olarak iki türde olabilir. Tamamen molar gebelikte plasentanın tüm dokusu anormaldır, parçalı molar gebelikte ise bazı normal plasenta dokuları bulunur.

Koryokarsinom adı verilen bir diğer tür, yüksek derecede kötü huylu bir tümördür ve genellikle molar gebelik, düşük veya doğum sonrası gelişir. Koryokarsinom, hızla metastaz yapabilir ve tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

İnvaziv molar gebelik de bir diğer türdür ve molar dokuların rahmin duvarına doğru invazyon yaparak daha derin doku tabakalarına yayılması ile karakterizedir. Bu tür tümörler genellikle koryokarsinom kadar kötü huylu değildir, ancak yine de tedavi edilmelidir.

Plasental site tümörü ise nadir görülen bir türdür ve plasentanın oluşumuyla ilgili trofoblast hücrelerinden kaynaklanır. Genellikle düşük, molar gebelik veya doğum sonrası gelişir ve diğer gestasyonel trofoblastik tümörlere göre daha az yaygındır.

Gestasyonel trofoblastik tümörler genellikle hamilelik sonrası anormal kanamalar, yüksek beta-HCG (insan koryonik gonadotropin) seviyeleri ve ultrason bulguları ile teşhis edilir. Teşhis ve tedavi süreci genellikle bir grup uzman tarafından yürütülür. Molar gebeliklerin çoğu, rahim içinin temizlenmesiyle tedavi edilirken, koryokarsinom ve diğer malign türler için kemoterapi ve diğer ileri tedavi yöntemleri uygulanabilir. Erken teşhis ve uygun tedavi ile bu tümörler çoğunlukla başarıyla yönetilebilir.

 

Mol Hidatiform

Mol hidatiform, plasentanın anormal bir şekilde büyüdüğü ve geliştiği bir gebelik durumudur ve genellikle hamilelik sırasında ortaya çıkar. Bu durum, plasenta dokusunun aşırı şekilde çoğalması ile karakterizedir ve gestasyonel trofoblastik hastalıklar grubuna aittir.

Mol hidatiform, iki ana türde olabilir. Tam mol hidatiformde, plasentanın tamamı anormal olup, genellikle döllenmiş bir yumurtanın normal bir spermle birleşmesinin sonucu olarak ortaya çıkar. Bu durumda, plasentanın dokusu anormal trofoblast hücrelerinden oluşur ve embriyo genellikle gelişmez. Ultrason muayenesinde, plasentanın üzüm salkımına benzeyen bir görünüme sahip olduğu görülür.

Parçalı mol hidatiformde ise, plasentanın bazı bölümleri normalken, diğer bölümleri anormaldir. Bu türde, hem normal hem de anormal trofoblast hücreleri bulunur. Parçalı molar gebelikte bazı embriyo gelişimi olabilir, ancak genellikle anormal bir şekilde gelişir.

Mol hidatiform belirtileri arasında aşırı bulantı ve kusma, anormal vajinal kanama, rahimde anormal büyüme ve yüksek beta-HCG (insan koryonik gonadotropin) seviyeleri bulunur. Teşhis genellikle ultrason ve laboratuvar testleri ile konur. Ultrason, plasentanın içindeki sıvı dolu kistlerle dolu olduğunu ve anormal büyüme olduğunu gösterir.

Tedavi genellikle rahmin içinin temizlenmesi (kürtaj) ile yapılır. Bu işlem, molar dokuların tamamen çıkarılmasını sağlar. İşlem sonrası, hastaların beta-HCG seviyeleri düzenli olarak izlenir çünkü molar dokuların kalma veya yeniden büyüme riski olabilir. Bu düzenli takipler, tedavi sonrası hastanın iyileşmesini ve komplikasyon risklerini azaltır.

Erken teşhis ve uygun tedavi ile mol hidatiform genellikle başarılı bir şekilde yönetilebilir. Ancak, hastaların düzenli olarak takip edilmesi ve tedavi sürecinin dikkatlice yürütülmesi önemlidir.

 

 

İnvaziv Mol

İnvaziv molar gebelik, molar gebeliğin bir türüdür ve rahmin duvarına invazyon yapan anormal plasenta dokularıyla karakterizedir. Molar gebelik, plasentanın anormal bir şekilde büyüdüğü bir durumdur; invaziv molar gebelikte ise bu anormal büyüme rahmin iç tabakasının ötesine geçer.

İnvaziv molar gebelik, genellikle tam molar gebelikten veya bazı durumlarda parçalı molar gebelikten gelişir. Tam molar gebelikte plasentanın tamamı anormal olup, invaziv molar gebelikte bu anormal dokular rahmin duvarına doğru büyür ve bu durum, rahmin derinliklerine doğru yayılma eğilimindedir. Bu yayılma, tedavi edilmediği takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Semptomlar genellikle anormal vajinal kanama, rahim büyümesi, yüksek beta-HCG seviyeleri ve ultrason bulguları şeklinde ortaya çıkar. İnvaziv molar gebeliğin tanısı, genellikle ultrason ve laboratuvar testleri ile konur. Rahimdeki anormal dokuların doğrudan görüntülenmesi ve beta-HCG seviyelerinin değerlendirilmesi, teşhis sürecinde önemli rol oynar.

Tedavi genellikle cerrahi müdahale ile yapılır. Rahmin içinin temizlenmesi (kürtaj) işlemi, molar dokuların çıkarılmasını sağlar ve bu sayede invaziv büyüme kontrol altına alınır. Cerrahi işlem sonrası hastalar genellikle takip edilmelidir çünkü bazı durumlarda, invaziv molar gebelik tedavi edildikten sonra bile bazı dokular kalabilir veya yeniden büyüyebilir. Bu yüzden düzenli olarak beta-HCG seviyeleri izlenir ve gerekirse ek tedavi uygulanır.

Erken teşhis ve uygun tedavi ile invaziv molar gebelik genellikle başarıyla yönetilebilir. Ancak, tedavi sürecinin dikkatli bir şekilde yürütülmesi ve düzenli takipler yapılması, tedavi başarısını artırır ve komplikasyon riskini azaltır.

 

 

 

Koryokarsinom

Koryokarsinom, yüksek derecede kötü huylu bir trofoblastik tümördür ve genellikle gestasyonel trofoblastik hastalıklar (GTH) grubuna dahil edilir. Bu tümör, plasentayı oluşturan trofoblast hücrelerinden kaynaklanır ve genellikle molar gebelik, düşük veya doğum sonrası gelişebilir.

Koryokarsinom, hızlı bir şekilde büyüyebilir ve vücutta metastaz yapma eğilimindedir. Metastaz, tümörün vücudun diğer bölgelerine yayılması anlamına gelir ve en yaygın olarak akciğerler, karaciğer ve beyin gibi organlarda görülür.

Koryokarsinomun belirtileri genellikle hamilelik sonrası anormal kanama, yüksek beta-HCG (insan koryonik gonadotropin) seviyeleri ve ultrason bulgularıyla ilişkilidir. Semptomlar, tümörün büyüklüğüne ve metastaz yapma derecesine bağlı olarak değişebilir. Ayrıca, hastalık ilerledikçe genel sağlık durumunda bozulmalar, halsizlik, kilo kaybı ve diğer sistemik semptomlar da görülebilir.

Tanı süreci, genellikle yüksek beta-HCG seviyeleri ve ultrason bulguları ile başlar. Koryokarsinomun teşhisi, genellikle biyopsi veya diğer görüntüleme yöntemleri ile doğrulanır. Tedavi planı, hastalığın yayılma derecesine ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak belirlenir.

Tedavi genellikle kemoterapi ile yapılır, çünkü koryokarsinom sistemik tedaviye iyi yanıt verir. Kemoterapi, tümör hücrelerini öldürmek ve metastazları kontrol altına almak için kullanılır. Tedavi sürecinde, tümörün büyüme durumunu ve tedaviye yanıtı değerlendirmek için düzenli takipler yapılır. Cerrahi müdahale ve radyoterapi de bazı durumlarda kullanılabilir, özellikle kemoterapinin etkili olmadığı veya metastazların bulunmadığı durumlarda.

Erken teşhis ve uygun tedavi ile koryokarsinom genellikle başarıyla yönetilebilir. Hastaların tedavi sürecinde dikkatli bir takip ve düzenli izleme gereklidir, çünkü hastalık genellikle tedaviye yanıt verir, ancak bazı durumlarda tekrar edebilir.

 

 

Plasental Site Tümör

Plasental site tümör (PST), plasentanın trofoblast hücrelerinden kaynaklanan nadir bir tümördür. Bu tümör, genellikle doğum, düşük veya molar gebelik sonrası gelişir ve rahmin plasenta dokusunun tutunduğu bölgeden kaynaklanır. Plasental site tümörü, trofoblastik hücrelerin anormal şekilde büyüyüp çoğalması sonucu ortaya çıkar ve diğer gestasyonel trofoblastik hastalıklardan daha nadirdir.

Plasental site tümörleri genellikle yavaş büyür, ancak rahmin derinliklerine yayılma potansiyeline sahiptir ve nadiren metastaz yapabilir. Bu tümörler genellikle gebelik sonrası bir süre ortaya çıkar ve belirtiler genellikle anormal vajinal kanama şeklinde olabilir. Beta-HCG seviyeleri genellikle diğer trofoblastik hastalıklardan daha düşük olabilir, bu da teşhis sürecini zorlaştırabilir.

Teşhis genellikle ultrason ve biyopsi ile konur. Ultrason, rahmin içindeki anormal kitleleri veya tümörleri gösterebilir, biyopsi ise tümörün hücre tipini ve yayılma durumunu belirlemeye yardımcı olur.

Tedavi genellikle cerrahidir ve rahmin alınması (histerektomi) genellikle tercih edilen yaklaşımdır. Cerrahi müdahale ile tümör çıkarıldığında, çoğu durumda tümör başarılı bir şekilde tedavi edilir. Ancak, tümör yayılmışsa, ek tedavi seçenekleri, örneğin kemoterapi, gerekebilir.

Erken teşhis ve uygun tedavi ile plasental site tümörleri genellikle başarılı bir şekilde yönetilebilir. Bu nedenle, gebelik sonrası düzenli takipler ve semptomların dikkatle izlenmesi önemlidir.


Bizimle İletişime Geçin

Geçersiz Giriş
Geçersiz Giriş
Geçersiz Giriş
Geçersiz Giriş

Doç. Dr. Gökhan Demirayak
Kadın Hastalıkları ve Doğum & Jinekolojik Onkoloji Uzmanı

90 535 203 47 02

Teşvikiye Mahallesi, Şakayık Sokak, No :44-46, Altılar Apartmanı No: 4, Nişantaşı / İstanbul

Please publish modules in offcanvas position.